Düğünde Takılan Takılar ve Ziynet Eşyaları

Ziynet eşyaları; en basit ifadeyle düğün, nişan, kına gibi resmi törenlerde taraflara takılan ve ekonomik değer taşıyan altın, bilezik, kolye, yüzük ya da para gibi takıları ifade eder. Ancak ziynet eşyalarının hukuki niteliği yalnızca bir takı olmanın ötesindedir. Türk hukukundaki düzenlemeler ve yerleşik yargı uygulamaları uyarınca, düğün sırasında takılan ziynet eşyaları kural olarak kişisel mal niteliğinde kabul edilir ve bağış kapsamında değerlendirilir. Bu nedenle ziynet eşyaları eşler arasındaki mal rejiminden bağımsız olarak kişisel malvarlığı değeri sayılır.

Ziynet Eşyası Kavramı ve Hukuki Niteliği

Ziynet eşyaları, evlenme nedeniyle takılan ve çoğu zaman evliliğin ekonomik güvencesi olarak değerlendirilen malvarlığı değerleridir. Hukuki açıdan bu eşyalar, eşler arasındaki mal rejiminden bağımsız olarak kişisel hak ve alacak niteliği doğurur. Ziynet eşyaları kural olarak bağış kapsamında değerlendirilmekte ve kime takılmışsa onun kişisel malı sayıldığı kabul edilmektedir. Ancak ziynet eşyasının niteliğine göre bu durum farklı yorumlanabilmektedir. Bu nedenle ziynet eşyaları, boşanma veya ayrılık halinde mal paylaşımına değil, kişisel alacak talebine konu olmaktadır.

Düğünde Takılan Takılar ve Paralar Kime Aittir?

Yargıtay’ın önceki uygulamasında ve kararlarında, düğünde takılan tüm ziynet eşyalarının, kim tarafından kime takılırsa takılsın kadına bağışlanmış sayılacağı ve kadının kişisel malı olduğu kabul edilmekteydi. 2024 yılında ziynet davalarında Yargıtay uygulamasında önemli bir değişiklik yaşanmıştır. Güncel değişiklik uyarınca artık taraflar arasında bir anlaşma ya yerel bir adet yoksa düğünde takılan takılar ve paralar kime takıldıysa ona ait olarak kabul edilmektedir. Takı sandığına atılan ya da kime takıldığı belli olmayan ziynet ve paralar ise eşlerin ortak malı olarak kabul edilmektedir.

Düğünde Erkeğe Takılan Takılar Kime Aittir?

Yargıtay’ın önceki uygulamasında, düğün sırasında erkeğe takılan ziynet eşyaları ve paralar da kural olarak kadına bağışlanmış sayılmakta ve kadının kişisel malı olarak kabul edilmekteydi. Ancak 2024 yılında içtihatlarda yapılan değişiklikle birlikte bu yaklaşım önemli ölçüde değişmiştir.

Güncel uygulamaya göre, taraflar arasında aksine bir anlaşma veya yerel örf ve adet bulunmadıkça, düğünde kime takı takılmışsa o kişiye ait olduğu kabul edilmektedir. Bu kapsamda erkeğe takılan altın, para ve ziynet eşyaları erkeğin kişisel malı sayılmakta ve kural olarak kadının bunların iadesini talep etmesi mümkün olmamaktadır.

Ayrıca yeni içtihat doğrultusunda, unisex nitelikte olan ya da erkeğe özgü takılar doğrudan erkeğin malı olarak değerlendirilir. Ancak ziynet eşyasının belirgin şekilde karşı cinse özgü olduğu durumlarda farklı bir değerlendirme yapılmaktadır. Örneğin bir erkeğe gerdanlık takılması halinde, bu takının niteliği gereği kadına ait olduğu kabul edilebilmektedir.

Bu nedenle, ziynet eşyalarının kime ait olduğunun belirlenmesinde yalnızca kime takıldığı değil, takının niteliği ve taraflar arasındaki yerel uygulama da önem taşımaktadır.

Örneğin bir erkeğe düğünde zincir, gerdanlık vs. kadına özgü sayılan takıldığında bunlar kadına ait olarak kabul edilir.

Düğündeki Takılar Bozdurulduysa Geri Alınabilir Mi?

Ziynet eşyalarının evlilik birliği içerisinde ortak ihtiyaçlar için kullanılmış veya bozdurulmuş olması, kural olarak iade yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Düğün borçlarının ödenmesi, balayı masrafları, ev ya da araç alımı, mevcut borçların kapatılması veya iş yeri açılması gibi amaçlarla ziynetlerin harcanmış olması, bunların kişisel mal niteliğini değiştirmez. Bu nedenle ziynet eşyalarının iadesi talep edildiğinde, yalnızca “ortak ihtiyaç için harcandı” savunması yeterli kabul edilmemektedir.

İade yükümlülüğünden kurtulmak isteyen tarafın, ziynetlerin kendisine açıkça iade edilmemek üzere verildiğini veya tarafların karşılıklı ve serbest iradeleriyle bağış niteliğinde harcandığını somut delillerle ispatlaması gerekir. Aksi halde, ziynet eşyalarının bedelinin iadesine karar verilebilmektedir.

Ziynet Eşyalarının Boşanma Halinde İadesi ve Hukuki Haklar

Ziynet eşyaları, yukarıda açıklandığı üzere kural olarak kime takılmışsa onun kişisel malı sayılır ve boşanma halinde mal rejiminin tasfiyesine dahil edilmez. Bu nedenle ziynetler, edinilmiş malların paylaşımı kapsamında değerlendirilmez ayrı bir alacak hakkının konusunu oluşturur.

Yalnızca kişisel mal sayılan ziynetlerin aile birliği içerisinde edinilmiş bir malın iyileştirilmesinde veya satın alınmasında kullanılması halinde, bu durum ziynetlerin kişisel mal niteliğini ortadan kaldırmaz ancak katkı oranında denkleştirme veya katkı alacağı talebini gündeme getirebilir.

Tavsiye Yazı “Boşanmada Mal Paylaşımı Davası

Ziynet eşyalarının iadesi, boşanma davasıyla birlikte talep edilebileceği gibi ayrı bir alacak davası açılarak da istenebilir. Hak sahibi, mahkemeden ziynet eşyalarının aynen iadesini talep edebileceği gibi, aynen iadenin mümkün olmaması halinde dava tarihindeki rayiç bedelinin tahsilini de isteyebilir. Bedel üzerinden talepte bulunulması durumunda, ayrıca yasal faiz talep edilmesi de mümkündür.

Ziynet Alacağı Davası Nedir? Nasıl Açılır?

Ziynet alacağı davası, evlilik birliği içinde veya düğün töreninde takılan ziynet eşyalarının aynen iadesini veya mümkün değilse bedelinin ödenmesini amaçlayan bir dava türüdür. Ziynet alacağı davası aile mahkemelerinde görülen bir dava türüdür. Bu dava boşanma davası ile birlikte açılabileceği gibi boşanma davasından ayrı olarak da açılabilir. Ziynet alacağı talepli bir dava olduğunda ayrıca harç yatırılmalıdır. Ziynet alacağı davasında mahkemeye ödenecek harç bedeli dava değerine göre nispi olarak belirlenmektedir. Davanın açılabilmesi için talep edenin ziynetlerin varlığını ve bu eşyaların karşı tarafta kaldığını veya iade edilmediğini ispat etmesi gerekmektedir.

Ziynet Alacağı Davasında İspat Yöntemleri

Ziynet alacağı davasında, kural olarak iddiasını ileri süren taraf ispat yükü altındadır. Bu kapsamda ziynetlerin kendisine ait olduğunu, evlilik sırasında karşı tarafça alındığını ve iade edilmediğini ileri süren eş, bu iddialarını somut delillerle ortaya koymalıdır.

Ancak ziynet eşyalarının bozdurularak harcandığı savunuluyorsa, bu durumda ziynetlerin iade edilmemek üzere verildiğini ya da tarafların rızasıyla karşılıksız şekilde harcandığını iddia eden tarafın bu hususu ispat etmesi gerekir. Aksi halde, ziynet bedelinin iadesine karar verilebilmektedir.

Ziynet eşyalarına ilişkin davalarda başlıca ispat araçları; düğün fotoğrafları ve video kayıtları, tanık beyanları, takı listeleri ve gerektiğinde bilirkişi incelemeleridir. Özellikle düğün görüntüleri, takılan ziynetlerin miktarının ve niteliğinin belirlenmesinde önemli delil niteliği taşımaktadır.

Ziynet Alacağı Davası Zamanaşımı Süresi

Ziynet alacağı davasında, ziynetlerin aynen iadesi talebi herhangi bir zamanaşımına tabi değilken; ziynetlerin mevcut olmaması nedeniyle bedelinin talep edildiği durumlarda 10 yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanmaktadır.

Ziynet Alacağı Davası Boşanma Davasından Ayrı Olarak Açılabilir Mi?

Ziynet alacağı davası, boşanma davasından ayrı veya boşanma davasıyla birlikte açılabilir. Ziynet alacağı boşanma davasının fer’isi niteliğinde zorunlu bir talep değildir.  Bu nedenle boşanma davasından tamamen bağımsız ayrı bir dava olarak açılabilir.

Ziynet Alacağı Davasında Ziynetlerin Değeri Hangi Tarihe Göre Hesaplanır?

Ziynet alacağı davalarında ziynetlerin aynen iadesi mümkünse mahkeme aynı cins, aynı ayar ve miktarda ziynetin iadesine karar verir. Bu karar icraya koyulduğu zaman rayice göre icra dairesince bir değer belirlenir. Aynen iade durumunda çoğu zaman bu nedenle dava tarihinden daha yüksek bir bedel çıkar ve daha avantajlıdır. Ancak ziynetlerin aynen iadesi mümkün değilse ziynetlerin bedeli davanın açıldığı tarihe göre hesaplanır. Bu hesaplama yapılırken genellikle karar tarihine yakın piyasa rayici dikkate alınır.