Aile ve boşanma hukuku, bireylerin özel hayatını, aile düzenini ve ortak çocuklarının geleceğini doğrudan etkileyen uyuşmazlıkları konu alan hukuk dalıdır. Aile hukuku davaları, tarafların sosyal, ekonomik hayatını ve geleceğini yakından ilgilendirmektedir. Bu nedenle aile hukuku kapsamında açılan davaların, hukuki bilgi ve tecrübe gerektiren profesyonel bir yaklaşımla ele alınması büyük önem taşımaktadır.
Bursa’da aile ve boşanma hukuku alanında görülen davalarda, sürecin doğru şekilde yürütülmesi; hak kayıplarının önlenmesi, çocukların üstün yararının korunması ve taraflar arasında hukuki dengenin sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır. Av. Erdem Özkan Hukuk ve Danışmanlık Bürosu aile ve boşanma uyuşmazlıklarında geniş kapsamlı olacak şekilde hukuki hizmet vermektedir. Bu alanda yürütülen başlıca davalar; evlilik birliğinin sona erdirilmesi (boşanma), çocukların velayeti, nafaka, mal paylaşımı ve çocuklarla kişisel ilişki kurulması gibi birçok önemli konuyu kapsamaktadır.
Aile hukuku; evlenme, boşanma, velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı gibi aile bireyleri arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen hukuk dalıdır. Türk Medeni Kanunu’nda ayrıntılı şekilde düzenlenen aile hukuku hükümleri, toplum düzeninin korunması ve aile birliğinin hukuki çerçevede sürdürülmesini amaçlar. Aile hukukuna giren uyuşmazlıklara ait davalar aile mahkemelerinde görülmektedir.
Boşanma, hukuki olarak evliliğin sona erdirilmesidir. Karı veya kocanın evliliklerini sona erdirebilmesi için ölüm veya boşanmanın gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu bakımdan boşanma, eşler hayattayken, kanunda yer alan bir sebebe dayanarak, eşlerden birinin açacağı dava sonucunda evlilik birliğinin hakim kararı ile sona ermesi olarak tanımlanabilir.
Evlilik birliği, Türk Medeni Kanunu’nda sayılan sebeplerden birine dayalı olarak mahkeme kararıyla sona erdirilebilir. Boşanmak için aile hukuku çerçevesinde çekişmeli boşanma davası ve anlaşmalı boşanma davası gibi boşanma dava yolları bulunmaktadır. Aile mahkemesi diğer davalara göre farklı usul hükümlerine dayanarak boşanma davalarını yürütmektedir. Taraflar karşılıklı olarak boşanma ve diğer konularda anlaşma sağladıysa anlaşmalı boşanma yolu tercih edilerek süreç kısa sürede tamamlanır. Eğer karşılıklı olarak anlaşma sağlanamadıysa çekişmeli boşanma davası açılması gerekmektedir.
Eşlerin, mahkemeye başvurmadan önce veya dava açıldıktan sonra boşanma ve boşanmanın fer’ileri (velayet, nafaka, mal paylaşımı gibi) konusunda anlaşmaya varmaları halinde anlaşmalı boşanma davası açılabilir. Anlaşmalı boşanma davasında hakim tarafları duruşmada bizzat dinler ve anlaşmadaki şartların kanuna uygun bulunması halinde çoğu zaman tek celsede boşanmaya karar verir.
Eşlerin boşanma konusunda veya boşanmanın fer’ileri olarak adlandırılan mal paylaşımı, velayet, nafaka, ziynet alacağı gibi hususlarda anlaşma sağlayamaması halinde çekişmeli boşanma davası açılmaktadır. Çekişmeli boşanma davalarında taraflar, ileri sürdükleri iddia ve talepleri dilekçeleriyle mahkemeye sunarak boşanmada kendilerinin kusurunun olmadığı veya karşı tarafın kusurlu olduğunu ispat etmeye çalışırlar.
Bu süreçte taraflar; boşanma sebepleri, kusur durumu, çocukların velayeti, nafaka talepleri ve mal rejiminin tasfiyesi gibi konularda mahkemeden kendi lehlerine karar verilmesini talep eder. Çekişmeli boşanma davaları, delillerin değerlendirilmesi ve tanık beyanlarının alınması nedeniyle daha uzun sürmektedir. Çekişmeli boşanma davasına ilişkin sürecin hukuka uygun şekilde yürütülmesi, olumlu sonuca ulaşmak ve davayı kazanmak için büyük önem taşımaktadır.
Velayet ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin davalar, aile hukuku kapsamında en hassas ve dikkatle yürütülmesi gereken uyuşmazlıklar arasında yer almaktadır. Bu tür davalarda mahkemenin temel ölçütü, çocuğun üstün yararının korunmasıdır. Hakim, velayet konusunda karar verirken yalnızca tarafların taleplerini değil; çocuğun yaşı, gelişim durumu, yaşam koşulları ve ebeveynlerle kurduğu bağ gibi birçok unsuru birlikte değerlendirir. Bu değerlendirme sürecinde, sosyal inceleme raporları, pedagog ve psikolog görüşleri gibi uzman raporları önemli rol oynamakta olup, çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin kararlar da bu raporlar doğrultusunda şekillenmektedir. Velayet uyuşmazlıklarında sürecin, çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimini olumsuz etkilemeyecek şekilde ve hukuka uygun biçimde yürütülmesi büyük önem taşır. Rapor düzenlenme ve mahkemenin atadığı uzmanla görüşme süreçlerinde çocuğun tercihleri büyük önem taşımaktadır. Bunların bilincinde olarak velayet sürecinde hareket edilmelidir. Boşanma davası sırasında veya boşanma davasından sonra ayrı bir dava ile velayet değişikliği ve kişisel ilişkinin düzenlenmesine dair talepler ileri sürülebilir.
Aile hukukunda nafaka; tedbir nafakası, yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası olmak üzere üç ana başlık altında düzenlenmektedir. Hukukumuzda nafaka türleri, talep edilebilecekleri aşamalar ve tabi oldukları hukuki şartlar bakımından farklılık göstermektedir.
Tedbir nafakası, boşanma davası devam ederken tarafların ve çocukların mağduriyet yaşamaması amacıyla hükmedilen dava süreci için düzenlenmiş geçici bir nafaka türüdür. Yoksulluk nafakası, boşanma sonucunda ekonomik açıdan yoksulluğa düşecek olan eş lehine bağlanmakta; iştirak nafakası ise çocuğun bakım, eğitim ve diğer ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik olarak velayeti kendisine verilmeyen ebeveyn tarafından ödenmektedir.
Bunlar dışında ayrıca yardım nafakası adı altında bir nafaka türü daha bulunmaktadır. Yardım nafakası, altsoy, üstsoy ve kardeşler arasında, nafaka talep eden kişinin yoksulluğa düşmesi ve nafaka yükümlüsünün ödeme gücünün bulunması halinde mahkeme tarafından hükmedilen bir nafaka türüdür. Yardım nafakası, boşanma sürecinden bağımsız olarak ihtiyaca göre talep edilebilir ve taraflar arasındaki aile bağlarından doğan dayanışma yükümlülüğüne dayanmaktadır.
Nafaka miktarının belirlenmesinde; tarafların ekonomik ve sosyal durumları, gelir ve gider dengeleri, yaşam standartları ve nafaka alacaklısının ihtiyaçları dikkate alınır. Mahkeme, somut olayın özelliklerine göre hakkaniyete uygun bir nafaka miktarına hükmetmektedir.
Zaman içerisinde tarafların mali durumlarında değişiklik meydana gelmesi halinde, nafakanın artırılması, azaltılması veya kaldırılması talepleri de ayrıca dava konusu yapılabilmektedir. Bu tür davalarda, değişen koşulların ispat edilmesi ve hukuki sürecin doğru şekilde yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.
Boşanma sonrasında mal paylaşımı, evlilik birliği devam ederken edinilen malvarlığının nasıl tasfiye edileceğinin belirlenmesini konu alır. Bu süreçte, eşler arasında geçerli olan mal rejimi büyük önem taşımakta olup, çoğunlukla kanunen edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanmaktadır. Mal rejimine göre; edinilmiş mallara katılma alacağı, katkı payı alacağı veya değer artış payı gibi talepler gündeme gelebilmekte ve her bir talep, somut olayın özelliklerine göre ayrı ayrı değerlendirilmektedir. Mal paylaşımı davaları, taşınır ve taşınmaz mallar, banka hesapları, şirket payları ve diğer ekonomik değerlerin kapsamlı şekilde incelenmesini gerektirdiğinden, teknik bilgi ve ayrıntılı hesaplama süreci içermektedir. Bu nedenle mal paylaşımına ilişkin davalar, çoğu zaman boşanma davasından bağımsız olarak açılmakta ve boşanma kararının kesinleşmesi beklenmektedir. Boşanmada mal paylaşımında hukuki sürecin doğru şekilde ve profesyonelce yürütülmesi önem arz etmektedir. Mal paylaşımı davasında avukat, hukuki hakların doğru şekilde belirlenmesine ve taleplerin etkin biçimde ileri sürülmesine katkı sağlar.

Av. Erdem Özkan tarafından aile ve boşanma hukuku kapsamında aşağıda belirtilen konularda hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunulmakta olup, bu hizmetler sayılanlarla sınırlı değildir.
Boşanma davalarında avukatla temsil zorunlu olmamakla birlikte, sürecin hukuka uygun ve sağlıklı şekilde yürütülebilmesi açısından boşanma avukatı ile çalışmak önemli avantajlar sağlar. Boşanma davaları; kusur durumu, delillerin sunulması, velayet, nafaka ve mal paylaşımı gibi birçok hukuki konuyu içermekte olup, usule aykırı işlemler hak kayıplarına yol açabilmektedir. Bu nedenle davanın, kanunda öngörülen boşanma sebeplerine dayanılarak ve hukuk yargılama usulüne uygun şekilde açılması ve takip edilmesi büyük önem taşımaktadır.
Bursa’da boşanma davalarında hukuki destek sunan boşanma avukatı Erdem Özkan, dava açılmadan önce süreci değerlendirir, uygun boşanma sebebini belirler ve delillerin doğru şekilde mahkemeye sunulmasını sağlar. Boşanma süreci çoğu zaman uzun ve detaylı bir yargılama gerektirdiğinden, avukat ile şeffaf bir iletişim kurulması ve evlilik birliği süresince yaşanan olayların eksiksiz şekilde aktarılması, davanın sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar. Alanında uzman bir boşanma avukatı ile sürecin başından itibaren hareket etmek hem olası hak kayıplarının önlenmesine hem de yargılamanın daha etkin şekilde yürütülmesine imkan tanır.
Boşanma davalarının süresi, davanın anlaşmalı veya çekişmeli olmasına göre değişmektedir. Anlaşmalı boşanma davaları genellikle tek celsede sonuçlanırken, çekişmeli boşanma davaları delillerin toplanması ve tanıkların dinlenmesi nedeniyle daha uzun sürebilmektedir. Süre, olayın karmaşıklığı, mahkemenin yoğunluğu ve diğer faktörlere göre belirlenir. Şu anda çekişmeli boşanma davaları ortalama 2 yıl gibi bir sürede sonuçlanmaktadır.
Nafaka miktarının belirlenmesinde tarafların ekonomik ve sosyal durumları, gelir ve gider dengeleri ile nafaka alacaklısının ihtiyaçları dikkate alınır. Mahkeme, somut olayın koşullarına göre hakkaniyete uygun bir nafaka miktarına hükmeder.
Velayet konusunda mahkemenin temel ölçütü çocuğun üstün yararıdır. Hakim, karar verirken çocuğun yaşı, ihtiyaçları, ebeveynlerle kurduğu ilişki ve uzman raporlarını birlikte değerlendirir. Çocuğun velayeti, anne veya babadan birine verilebilir.
Boşanma davalarında kusur değerlendirmesi, tarafların evlilik birliği içerisindeki davranışları dikkate alınarak yapılır. Mahkeme, sunulan deliller ve tanık beyanları doğrultusunda hangi tarafın boşanmaya sebep olan olaylarda kusurlu olduğunu değerlendirir.
Boşanma davalarında tanık beyanları, yazılı belgeler, mesajlaşma kayıtları ve hukuka uygun şekilde elde edilmiş diğer deliller kullanılabilir. Delillerin hukuka uygun biçimde elde edilmesi ve mahkemeye süresi içinde sunulması önem taşır.
Yoksulluk nafakası kural olarak süresizdir; ancak tarafların mali durumlarında değişiklik olması, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya yoksulluğun ortadan kalkması hallerinde nafakanın kaldırılması ya da azaltılması dava yoluyla talep edilebilir.
Velayet kararı kesin ve değiştirilemez nitelikte bir karar değildir. Çocuğun yaşam koşullarında veya velayeti elinde bulunduran ebeveynin durumunda önemli bir değişiklik meydana gelmesi halinde, velayetin değiştirilmesi için dava açılması mümkündür. Mahkeme, yine çocuğun üstün yararını esas alarak inceleme yapar ve karar verir.
Boşanmada mal paylaşımı davası, boşanma davasıyla birlikte veya ayrı bir dava olarak açılabilmektedir. Bu davada, evlilik boyunca elde edilen malların tasfiyesi ve tarafların mal rejimine dayalı alacak talepleri değerlendirilir. Mal paylaşımı davasında karar verilebilmesi için boşanma kararının kesinleşmesi gereklidir. Mahkeme, paylaşılacak malların değerini güncel olarak hesaplatarak karar verecektir.
Faaliyetlerimiz