Skip links
boşanma avukatı

Nafaka

Nafaka

Nafaka Nedir?

Nafaka, boşanma veya ayrılık sonrasında bir tarafın diğer tarafa veya ortak çocuklarına belli bir süre maddi destek sağlamasını ifade eder. Bu maddi destek, genellikle boşanma ile haksızlık oluşmasını önlemek ve tarafların ekonomik olarak dengeyi korumak amacıyla verilir. Nafaka, genellikle aylık ödenecek bir miktar para olarak belirlenmektedir. Nafakanın kişisel bir borçtur; bu nedenle nafaka mirasçılara geçmez ve ölümle sona erer. Nafaka hakkı devredilemez ve haczedilemez bir haktır.

Nafaka Çeşitleri Nelerdir?

Hukukumuzda 4 çeşit nafaka bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’dan kaynaklı bu nafaka çeşitlerini sizler için açıklayacağız.

1) Tedbir Nafakası

Boşanma davası açıldığı durumlarda, dava sürerken ayrı yaşayan eşlerden biri kendisi veya kendisiyle yaşayan çocukları adına diğer eşten geçimine katkıda bulunması için bir nafaka talebinde bulunabilir. Tedbir nafakasını mahkeme dava süresince belirler ve tedbir nafakasında tarafların kusuruna bakılmaz. Hakim eşlerin maddi durumunu göz önüne alarak tedbir nafakasını belirler. Tedbir Nafakası Türk Medeni Kanunu 169. Maddesinde düzenlenmiştir. Tedbir nafakasına boşanma sırasında hakim kendiliğinden de karar verebilir. Ancak biz böyle bir talep gerekliyse boşanma davası açılırken dilekçede yazılmasını uygun görmekteyiz.

Mahkeme tedbir nafakasına hükmetmişse bu karardan bir örnek ile beraber İcra Müdürlüğünde ilamsız icra yoluna başvurulabilir. Tedbir nafakası nedeniyle icra takibine itiraz veya diğer işlemler için Aile Mahkemesi görevlidir. Mahkeme tarafından hükmedilen tedbir nafakası boşanma kesinleşene kadar devam etmektedir.

2) Yoksulluk Nafakası

Yoksulluk nafakası Türk Medeni Kanunu’nun 175. Maddesinde düzenlenmiştir. Boşanma sonucunda yoksulluğa düşecek eşe diğer eşin ödediği nafakaya yoksulluk nafakası denilmektedir. Talepte bulunan eşin boşanmadaki kusuru diğer eşten fazla olmaması gerekmektedir. Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için evlilik birliğinin boşanma kararıyla sona ermeli ve bu boşanma kararı kesinleşmelidir. Mahkemeden yoksulluk nafakası talebi olan tarafın boşanma davası açacağı sırada bunu dilekçesinde yazması gerekmektedir. Aksi durumda mahkeme boşanma davasında yoksulluk nafakasına kendiliğinden hükmetmez.  Yoksulluk nafakasında miktar belirlenirken hâkimin vicdani kanaati ile tarafların ekonomik durumu göz önüne alınır. Yoksulluk nafakası bağlanan eşin maddi durumu açısından yoksulluk sayılamayacak bir gelirinin bulunması, yeniden evlenmesi ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hallerinde yoksulluk nafakası sonlandırılabilir.

3) İştirak Nafakası

İştirak nafakası, boşanma kararı sonrası çocuğun velayeti kendisine verilen eşin diğer eşten talepte bulunduğu bir nafaka çeşididir. İştirak nafakası ile ortak çocuğun bakım, eğitim gibi giderleri karşılanmaktadır. Bu nafaka çeşidinde eşlerin boşanmadaki kusurunun bir önemi yoktur. Mahkeme yargılama sırasında çocuk için tedbir nafakasına hükmettiyse boşanma kararıyla beraber bu tedbir nafakası iştirak nafakasına dönüşür. İştirak nafakası çocuk 18 yaşını doldurana kadar devam eder.

4) Yardım Nafakası

Yardım nafakası boşanmadan bağımsız bir nafaka türüdür. Kişinin yaşadığı ekonomik zorluktan kurtulması için kanunda yer alan bir nafaka türüdür. Öncelikle anne ve babadan bu mümkün değilse sırasıyla diğer mirasçılardan talep edilebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 364’üncü maddesine göre “Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.” Yardım Nafakası davası genellikle eğitimi devam eden ergin evlat tarafından anne veya babaya karşı açılmaktadır.

Boşanma Davasında Nafaka Talebinde Bulunmak

Boşanma davası açarken ihtiyacı olan taraf nafaka talebinde bulunabilir. Nafaka boşanma davasının ferilerinden biridir. Hakim re’sen de yargılama sırasında nafakaya hükmedebilmektedir. Duruşmalarda ve duruşma aralarında mahkemeden nafaka talep edilebilir. Nafaka çekişmeli boşanma davasında talep edilebileceği gibi anlaşmalı boşanma davasında anlaşma protokolünde de önceden belirlenebilir. Mahkeme tarafların anlaştığı nafakaya hükmeder ve bu nafaka miktarı mahkeme kararıyla güvence altına alınır. Boşanma avukatı ile takip edilen davalarda karşı taraftan nafaka almak daha kolay ve pratik olacaktır.

Mahkemenin Belirlediği Nafakanın Süresi Ne Kadardır?

Yukarıda yazdığımız üzere tedbir nafakası boşanma davası kesinleşene kadar devam etmektedir. İştirak nafakası çocuk 18 yaşını doldurana kadar devam eder. Yoksulluk nafakasında ise kanunda bir zaman sınırı bulunmamaktadır. Eşlerden biri ölünceye kadar, nafakadan yararlanan eşin yoksulluk durumu kalkana kadar, nafaka alan eşin haysiyetsiz hayat sürmesi veya evlenmesi sonucunda nafaka ödeme yükümlülüğü son bulur.

Nafaka ve Nafaka Artış Miktarı Nasıl Hesaplanır?

Nafaka belirlenirken mahkeme tarafların öncelikle ekonomik durumlarını göz önüne almaktadır. Tarafların geçim ve ihtiyaçları en temel belirleme kriterleridir. Nafakanın belirlenmesindeki asli amaç taraflar arası denge sağlanarak nafaka alacaklısının asgari yaşamı için gerekli miktarın tayin edilmesidir. 

Nafaka artış miktarı mahkemece kararda yer verilmişse yazan miktar gereğince arttırılır. Talep edildiği takdirde mahkemeler nafaka miktarını her yıl TÜFE oranında arttırılmasına karar verebilir. Eğer her yıl nafaka miktarının artacağı hükümde geçmiyorsa nafakanın arttırılması davası açılması gerekmektedir.

Boşandıktan Sonra Nafaka Nasıl Arttırılır?

Boşanma davasında hükmedilen nafaka miktarı, aile mahkemesinde açılacak nafakanın arttırılması davası ile arttırılabilmektedir. Nafakanın arttırılması gibi düşürülmesi de mümkündür. Burada belirlenen nafaka dava tarihinden itibaren geçerli olmaktadır. Davayı açan taraf durumun kendi lehine değiştiğini ve nafaka miktarının artması gerektiğini gerekçeleriyle ispatlamalıdır.

Boşanmadan sonra nafaka konusunda dikkat edilmesi gereken bir konu da; boşanma kesinleştikten sonra yoksulluk nafakası açısından eş 1 yıl içerisinde nafaka talebinde bulunabilir. İştirak ve yardım nafakası açısından zamanaşımı söz konusu değildir.

Nafakanın İptali Şartları Nelerdir?

Nafakanın iptali için talepte bulunan nafaka yükümlüsü tarafından dava açılması gerekmektedir. Nafakanın kaldırılması davasında görevli ve yetkili mahkeme, nafaka alacaklısının yerleşim yerindeki aile mahkemesidir. Nafaka belli koşullarla kendiliğinden sona erebileceği gibi nafakanın kaldırılması davası ile mahkeme yolu ile de sonlandırılabilir. Nafaka alacaklısının haysiyetsiz yaşam sürmesi, evlenmeden evli gibi hayat yaşaması, yoksulluk durumunun ortadan kalkması gibi nedenlerle nafakanın kaldırılması davası açılabilir. Detaylı bilgi ve hukuki destek için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Boşanma Hukuku hukuk büromuzun hizmet alanlarından biridir.

Nafaka Ödememenin Cezası Nedir?

Nafakaya ilişkin mahkeme kararına ve icra takibine rağmen nafakayı ödemeyen eş hakkında İcra İflas Kanunu’nun 344. Maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsine karar verilebilir. Nafaka yükümlüsünün tazyik hapsi ile cezalandırılması en son ödemediği 3 aylık nafaka borcuna ilişkin gerçekleşir. Nafaka nedeniyle verilen hapis cezası ertelenemez ve para cezasına çevrilemez. Nafaka borcu ödendiği takdirde hapis cezası son bulur.

On Sekiz Yaşından Büyük Çocuklar İçin Nafaka Talep Edilebilir Mi?

Tarafların boşanmasından sonra 18 yaşından büyük olan ortak çocukları eğitim başta olmak üzere ve diğer ihtiyaçları nedeniyle yardım nafakası talebiyle dava açabilirler. Yardım nafakasıyla ilgili bir süre şartı bulunmamaktadır, ihtiyacın doğması ile talep edilebilmektedir. Hükmedilecek nafakanın her yıl arttırılması için ayrıca talepte bulunmak gerekmektedir. Yardım nafakası davasının aile hukuku konusunda uzman bir avukat ile takibi miktar ve sürecin hızlı olması açısından önem arz etmektedir. Yardım nafakası dava tarihinden itibaren hüküm doğurur ve icra takibiyle borçludan tahsil edilir. Nafaka nedeniyle borçlunun emekli maaşına dahi haciz koyulabilir.

Nafaka İle İlgili Yargıtay Kararları

Bu başlıkta nafaka ile ilgili derlediğimiz yargıtay kararları yer almaktadır.

“…Nafaka artırım davasının açılması belli bir zaman geçmesine bağlı tutulmadığı gibi, her dava açıldığı tarihe göre değerlendirilmelidir. Önceki dava tarihi ile bu davanın açıldığı tarih arasında yaklaşık üç yıl süre geçmiştir. Bu süre içinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları değiştiği gibi, müşterek çocukların yaşı ve ihtiyaçları da doğal olarak artmıştır.” açıklamalarına yer verilmiştir” Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 08.03.2017 tarihli ve 2016/13807 E., 2017/2728 K

“…Akıl hastası olan davalı kocanın hiçbir malvarlığı bulunmadığı gibi bir geliri de bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu yön gözetilmeden davacı kadın yararına tedbir nafakasına karar verilmesi doğru bulunmamıştır.” Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 09.10.2006 tarihli ve 2006/6442 E., 2006/13434 K.

“…Boşanma, ayrılık ya da evliliğin iptali davalarının açılmasıyla talep olmasa da mahkemece kendiliğinden eşlere yönelik diğer geçici tedbirlerin yanında onların geçimi ve barınması gibi konularda tedbir nafakası da dahil her türlü önlemi alır (TMK. md. 169).” Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 10.10.2013 tarihli ve 2013/15682 E., 2013/23477 K.

“…Davacının çalışmayacak durumda olduğu ve gelirinin bulunmadığı sağlık kurulu raporu ve tahkikat yazılarıyla belirlendiğinden iştirak nafakası ile yükümlü tutulması bozmayı gerektirmiştir.” şeklinde hüküm kurulmuştur” Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 27.02.1995 tarihli ve 1995/1604 E., 1995/2406 K.

“… yüksek lisans eğitimi alan ergin çocuğun Türk Medeni Kanunu m. 328/2 kapsamında yardım nafakası istemesi uygun görülmüştür.” Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 19.10.2015 tarihli ve 2015/8392 E., 2015/16069 K.

“…Ana babanın bakım yükümünün doğal sonucu olan iştirak nafakası ise, çocuğun korunmasına yönelik olup, kamu düzenine ilişkindir ve hâkim talep bulunmasa dahi kendiliğinden iştirak nafakasına hükmetmelidir.” Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 14.11.2019 tarihli ve 2017/1513 E., 2019/1182 K.

“…TMK nın 182/2. maddesine göre, boşanma veya ayrılık halinde, velayet kendisine verilmeyen eş, küçük çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Bu husus kamu düzenine ilişkin olup tarafların iradesine tabi kılınmamıştır. Durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler (TMK. md.331). Bu nedenle nafaka, tarafların yaptıkları sözleşmeye dayansa bile sonradan değiştirilebilir.” Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2010/11887 E., 2010/16694 K.

“…Somut olayda; taraflar anlaşmalı olarak boşanmışlar, bu dava sırasında davacı, davalıdan yoksulluk nafakası talep etmeyeceğini belirtmiş, mahkeme tarafından da bu beyana dayanılarak, yoksulluk nafakası konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davacı kadın, boşanma davası sırasında, hür ve serbest iradesi ile, yoksulluk nafakasından feragat etmiş bulunduğundan, artık bir daha, yoksulluk nafakası talep edemez. Davacı kadın yönünden, yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.” Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 26.02.2015 tarihli ve 2015/1220 E., 2015/3087 K.

“….Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davalı-davacı kadın yararına takdir edilen yoksulluk nafakası azdır. Mahkemece 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir.” Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 25.04.2023 tarihli ve 2022/11371 E., 2023/1877 K.

“…Maddede geçen yoksulluğa düşecek kavramından ne anlaşılması gerektiği konusunda yasal bir tanımlama olmaması karşısında bu husus yargısal uygulamada kurallara bağlanmıştır. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 gün ve 1998/2-656-688; 28.02.2007 gün ve 2007/3-84-95; 16.05.2007 gün ve 2007/2-275-275; 11.03.2009 gün ve 2009/2-73-118 sayılı kararlarında; yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür, eğitim gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edilmesi gerektiği benimsenmiştir.” Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 04.05.2011 tarihli ve 2011/2-155 E., 2011/278 K.

“…Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için tarafın istekte bulunması gereklidir ancak bu isteğin mutlaka dava dilekçesinde bulunması gerekmez yargılama aşamasında da yoksulluk nafakası isteği dile getirilebilir. Öte yandan yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için boşanmaya karar verilmiş olması zorunludur.”  Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 22.12.2010 tarihli ve 2010/2-649 E., 2010/683 K.

“…Anlaşmalı boşanma kararı kesinleştikten sonra artık boşanmanın mali sonuçları hakkında istekte bulunulamayacağı gibi kesinleşme tarihi öncesinde açılan fer’i isteklere ilişkin davalar konusuz kalır. Bu nedenle davacı kadının Türk Medeni Kanununun 174.maddesine dayalı tazminat taleplerinin konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekirken kabulü doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.” Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 08.05.2014 tarihli ve 2014/2788 E., 2014/10655 K.

“…Mahkemece davacı kadın ağır kusurlu kabul edilerek boşanma kararı verilmiş ise de; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davalı kocanın eşine hakaret ettiği, birlik görevlerini yerine getirmediği, davacı kadının ise birlik görevlerini yerine getirmediği, eşine hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya neden olan olaylarda taraflar eşit kusurludur. Hal böyle iken davacının ağır kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur belirlemesi gereğince davacının yoksulluk nafakası talebinin reddi doğru görülmemiştir.” Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 01.10.2012 tarihli ve 2012/6451 E., 2012/23186 K.

“…Davacı-karşı davalı (kadın)’ın kendisine ait 2010 model (Wolskvagen – Polo) marka otomobilinin olduğu, bankada annesiyle ortak hesapta 156.721 TL. tutarında ortak mevduatının bulunduğu yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı-karşı davalı (kadın)’ın boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği kabul edilemez.” Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 09.07.2012 tarihli ve 2012/1379 E., 2012/19275 K.

“…Toplanan delillerden; tarafların her ikisinin de öğretmen olup, düzenli ve sürekli gelirlerinin bulunduğu, mali durumlarının ve güçlerinin yaklaşık aynı seviyede olduğu, bu durumda Türk Medeni Kanununun 175. maddesi koşullarının davacı kadın lehine oluşmadığı anlaşılmaktadır.” Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 15.05.2014 tarihli ve 2014/610 E., 2014/11244 K.

“…Davalı-davacı kadın, zorunlu sebeple işinden ayrılmak zorunda kaldığını bildirmiştir. Çalıştığı işyerinin Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan sorulup tespit edilmesi ve işyerinden kendi isteğiyle mi, yoksa işverenin iş akdini tek taraflı olarak feshetmesi sonucu mu ayrıldığının işyerinden araştırılması ve hasıl olacak sonucuna göre, yoksulluk nafakası takdirinin gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.” Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 24.09.2013 tarihli ve 2012/24151 E., 2013/21700 K.

“…Günümüz ekonomik koşullarına göre davalının aldığı nafaka ile geçinmesi mümkün değildir. Davalıya boşanma ilamı sonrasında bağlanan dul-yetim aylığı ise onu yoksulluktan kurtaracak seviyede olmasa da mali durumunu olumlu yönde değiştirmiştir. Bu durumda davalının aldığı dul yetim aylığı yoksulluğu tümden kaldırmadığı, ancak nafakada hakkaniyete uygun bir miktar indirimi gerektirdiği düşünülerek, indirim yapılması doğru ise de; nafakanın bağlandığı tarih ile eldeki dava arasında geçen süre, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve nafakanın niteliği nazara alındığında, mahkemece yapılan indirim miktarı, tarafların tespit edilen gelirleri ile mütenasip olmayacak şekilde fazla olup, Türk Medeni Kanunu’nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun görülmemiştir.” Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 23.02.2017 tarihli ve 2016/12908 E., 2017/1916 K.